muwaffaq salti thaad radar airbus 2026 march 2

İran, kusursuz sanılan sistemi vurdu, İsrail savunması çöktü!

İran saldırıları sonrası İsrail’in erken uyarı süresi daraldı: ABD radarlarının vurulması savunma ağını zayıflattı

Orta Doğu’da tırmanan İran-ABD-İsrail gerilimi, bölgedeki füze savunma dengelerini de doğrudan etkiledi. İsrail medyasında yer alan değerlendirmelere göre İran füzelerine karşı verilen erken uyarı süresi son günlerde ciddi biçimde kısaldı. Daha önce yaklaşık 15 dakikaya kadar ulaşabilen erken uyarı süresinin bazı durumlarda 3 ila 5 dakikaya kadar düştüğü bildiriliyor.

Buna göre bu değişimin en önemli nedeni, İran’ın son saldırılarında ABD’ye ait bölgesel radar altyapısını hedef alması.

ABD’nin bölgesel radar ağı hedef alındı

İran Devrim Muhafızları, son saldırılar sırasında Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde konuşlandırılmış ABD erken uyarı radarlarının hedef alındığını açıkladı. Açıklamada, THAAD sistemine bağlı radarlar ile bazı uzun menzilli erken uyarı sistemlerinin füze ve İHA saldırılarıyla vurulduğu belirtildi.

Uydu görüntülerine dayanan analizlerde ise Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü’nde konuşlu AN/TPY-2 radarının ciddi şekilde hasar aldığı ve sistemin devre dışı kalmış olabileceği ifade ediliyor. Bu radarın değerinin yaklaşık 500 milyon dolar olduğu ve THAAD füze savunma sisteminin ana sensörü olarak görev yaptığı belirtiliyor.

THAAD sisteminin “gözü” devre dışı kaldı

AN/TPY-2 radarı, ABD’nin Terminal High Altitude Area Defense (THAAD) sisteminin en kritik bileşenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu radar balistik füzeleri çok uzak mesafeden tespit ediyor, gerçek savaş başlıklarını sahte hedeflerden ayırabiliyor ve önleme füzelerine hedef verisi sağlıyor.

Bu nedenle radarın devre dışı kalmasının bölgesel füze savunma ağında önemli bir boşluk oluşturabileceği belirtiliyor.

ABD’li yetkililer de Ürdün’de hasar gören THAAD radarının acil şekilde yenisiyle değiştirilmesi için çalışma başlatıldığını doğruladı.

İsrail için erken uyarı süresi daralıyor

Soykırımcı İsrail’in füze savunma sistemi yalnızca kendi radarlarından oluşmuyor. ABD’nin Orta Doğu’daki radarları, NATO sensörleri ve deniz platformlarıyla kurulan geniş bir ağ üzerinden veri paylaşımı yapılıyor.

Bu ağ sayesinde İsrail, İran’dan veya bölgedeki müttefik gruplardan fırlatılan bazı balistik füzeleri dakikalar öncesinden tespit edebiliyordu. Ancak bölgedeki radarların zarar görmesi, bu erken uyarı zincirinde ciddi boşluklar oluşturdu.

Askeri analistlere göre erken uyarı süresinin 15 dakikadan 3-5 dakikaya düşmesi özellikle çoklu balistik füze saldırıları, hipersonik veya yüksek hızlı füzeler ve aynı anda farklı yönlerden gelen saldırılar gibi senaryolarda büyük risk oluşturuyor.

Bu durumda hava savunma sistemlerinin tepki süresi kısalıyor ve sığınak uyarılarının daha geç verilmesi ihtimali ortaya çıkıyor.

Bölgesel savaşta yeni bir aşama

İran’ın doğrudan ABD’ye ait radar altyapısını ve askeri sensör ağını hedef alması, çatışmanın yalnızca füze atışlarından ibaret olmadığını; düşmanın savunma kabiliyetini zayıflatmayı amaçlayan daha kapsamlı bir stratejik mücadeleye dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Radar ve erken uyarı sistemleri devre dışı kaldığında en gelişmiş hava savunma ağları bile ciddi zafiyet gösteriyor. Nitekim İran’ın son saldırılarında ABD’ye ait bazı radar altyapısının zarar gördüğüne dair haberler, bölgedeki savunma dengeleri açısından dikkatle izleniyor.

Siyonist – Haçlı ittifakı, yıllardır Orta Doğu’da askeri teknoloji, radar ağları ve füze savunma sistemleri ile mutlak bir güç üstünlüğüne sahip olmanın kibriyle hareket ediyor. Ancak çatışmanın henüz ilk günlerinde bu altyapının hedef alınabilmesi ve bazı sistemlerin devre dışı kalması, bölgede kurulan güvenlik mimarisinin sanıldığı kadar kusursuz olmadığını da ortaya koydu.

Bu gelişmeler, Orta Doğu’daki askeri dengelerin yalnızca teknoloji üstünlüğüyle belirlenemeyeceğini gösterirken, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve savunma ağının kırılganlığına ilişkin tartışmaları da gündeme taşıdı. Pek çok ülke açısından ise bu durum, uzun yıllardır Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ABD’nin askeri gücüne dayalı “güvenlik” düzeninin sorgulanmasına yol açan yeni bir dönemin işaretleri olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Mira Haber, ajanslar 

Bir Cevap Yazın