image 2026 02 22 23 29 59

Hamaney’in “suikast senaryosuna” karşı yerine atadığı isim kim?

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, olası bir ABD-İsrail saldırısı ya da suikast senaryosuna karşı devlet yönetiminin kesintiye uğramaması için en üst düzey güvenlik yetkililerine olağanüstü talimatlar verdi

New York Times’a konuşan üst düzey kaynakların bildirdiğine göre Hamaney, ülkenin yönetim sürekliliğini güvence altına almak amacıyla çok katmanlı bir “yedekleme planını” devreye soktu. Haberde aktarılan bilgilere göre, Devrim Muhafızları’ndan ve devlet kademelerinden üst düzey isimler, Hamaney’in askeri ve sivil makamlara yönelik dört aşamalı bir halefiyet zinciri oluşturduğunu doğruladı.

Buna göre kritik pozisyonlara atanan her isimden, olası bir kriz durumunda yerini alabilecek en az dört alternatif belirlemesi istendi.

İletişimin kesilmesi ya da Hamaney’in öldürülmesi ihtimaline karşı ise yetkilerin dar bir “güven çemberine” devredileceği bildirildi. Diplomatik ve askeri kaynaklara dayandırılan bilgilere göre bu çekirdek kadro, devlet aygıtının çökmesini önleyecek acil karar mekanizmasını devralacak.

Kilit isim: Ali Laricani

Bu isimlerin başında, Ağustos ayında Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği görevine getirilen Ali Laricani geliyor. Güvenlik ve dış politika kararlarında nihai söz sahibi konumundaki bu kurumun başındaki Laricani’nin, ülke üst yönetiminin devre dışı kalması halinde “kriz idarecisi” olarak öne çıktığı ifade ediliyor.

Laricani’nin dini konumu, onu anayasal olarak “Dini Lider” makamının doğal varisi yapmasa da, siyasi ve güvenlik bürokrasisindeki ağırlığı sebebiyle olağanüstü koşullarda yönetimi fiilen üstlenebilecek en güçlü adaylardan biri olarak gösteriliyor.

Hamaney’in, İsrail’le yaşanan ve 12 gün sürdüğü belirtilen son çatışma sürecinde de üç olası halef ismi belirlediği aktarılıyor.

Kaynaklar, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ile eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin de olası kriz senaryolarında adı geçen figürler arasında bulunduğunu belirtiyor.

Cumhurbaşkanı yetki verdi

Öte yandan haberde, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin perde arkasına dair çarpıcı ayrıntılar da yer alıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın protestocuları öldürmesi halinde askeri saldırı tehdidinde bulunmasının ardından, ABD’nin bölge temsilcisi Steve Witkoff’un İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ulaşmaya çalıştığı öne sürüldü.

Arakçi’nin, Witkoff’a yanıt verebilmek için Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’dan onay istediği; ancak Pezeşkiyan’ın bu yetkiyi doğrudan Laricani’den almasını söylediği bildirildi. Bu detay, Laricani’nin fiili karar merkezindeki rolünü açık biçimde ortaya koyuyor.

Diplomatik temasların sürdüğü bir dönemde gelen bu bilgiler, Tahran’ın bir yandan müzakere kanallarını açık tutarken diğer yandan askeri senaryolara karşı devlet yapısını “savaş moduna” geçirdiğini gösteriyor. Hamaney’in son açıklamalarında Trump’a hitaben “İslam Cumhuriyeti’ni yok edemezsiniz” mesajı vermesi, tansiyonun halen yüksek seyrettiğine işaret ediyor.

AFP’nin aktardığına göre taraflar arasındaki görüşmeler son derece gizli yürütülürken, Umman’ın Cologny’deki ikametgâhına çıkan özel yolun diplomatik güvenlik birimlerince kapatıldığı bildirildi. Tüm bu gelişmeler, İran yönetiminin hem diplomasi hem de kriz senaryosu üzerinden çift hatlı bir strateji izlediğini ortaya koyuyor.

Kaynak: Mira Haber, MEE

Bir Cevap Yazın