GettyImages 2216964141 1

BAE’nin kanlı yardım imparatorluğu: Sudan’dan Gazze’ye kirli müdahale ağı!

BAE’nin “İnsani Yardım” Maskesi Düştü: Sudan’dan Gazze’ye Milis Destekli Müdahale Ağı

Son yıllarda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ortadoğu ve Afrika’da meşru yönetimleri baypas eden bir müdahale hattı izleyerek, isyancı milisleri destekleyen ve çatışmaları derinleştiren bir aktör olarak öne çıktı. Gazze, Yemen ve Sudan dosyalarında “insani yardım” söylemiyle yürütülen faaliyetlerin, sahada askeri ve siyasi nüfuz kurmaya hizmet ettiği giderek daha açık biçimde ortaya çıktı.

Sudan’da RSF’ye açık destek

Sudan’da çatışmaların patlak vermesinden bu yana BAE’nin, Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) milislerine mali ve askeri desteğini genişlettiği bildiriliyor. Bu desteğin arkasında, altın ve tarım varlıkları üzerindeki ekonomik çıkarlar, Kızıldeniz’de stratejik limanlara erişim ve BAE’nin karşı çıktığı İslamcı yapıların yeniden iktidara gelmesini engelleme planları bulunuyor. RSF’nin kontrol alanlarını genişletmesi hâlinde bu çıkarların güvence altına alınacağı hesaplanıyor.

Darfur’da katliamların finansmanı

BAE kaynaklı fonların RSF’nin savaş kapasitesini artırdığı, bunun da Darfur’da ağır insan hakları ihlallerine zemin hazırladığı belirtiliyor. BM uzmanlarına göre Massalit kabilesinden yaklaşık 15 bin kişi etnik gerekçelerle katledildi. Kadınlara yönelik sistematik tecavüz ve kaçırmalar, çocukların infaz edilmesi ve El-Faşir’in aylarca kuşatma altında tutulması, sahadan gelen raporlar arasında yer aldı.

İnsani yardım adı altında askeri lojistik

BAE’nin insani yardımı bir araç olarak kullandığına dair bulgular dikkat çekiyor. Çad’ın doğusunda “mülteci hastanesi” olarak kurulan tesisin, Darfur’a silah sevkiyatı ve İHA operasyonları için kullanıldığına dair bağımsız tespitler yapıldı. BAE’den Çad’a gönderilen insani yardım uçuşlarında silah taşındığı belirlendi. Mart 2025’te Güney Sudan’da açılan bir başka hastanenin de RSF için lojistik merkez işlevi gördüğü şüphesi güçleniyor. Yaralı RSF mensuplarının bu hat üzerinden tedavi edildiği bildiriliyor.

Ambargo ihlali ve BM raporları

Uluslararası kuruluşlar, BAE’nin insani yardım kisvesi altında yürüttüğü bu faaliyetleri sert biçimde eleştiriyor. Uluslararası İnsani Hukuk’un ayrım ilkesini ve ihanet yasağını ihlal ettiği vurgulanırken, Darfur’a yönelik yenilenen silah ambargosunun da çiğnendiği ifade ediliyor. Sızdırılan bir BM raporu, BAE’nin insani yardım uçuşlarına dair veriler konusunda şeffaf davranmadığını ortaya koydu.

Taktiksel ateşkes ve PR hamleleri

RSF’nin Hartum ve orta Sudan’da geri çekilmesinin ardından BAE’nin gündeme getirdiği “insani ateşkes” çağrısının, Darfur’daki son RSF kalesini korumaya yönelik taktiksel bir hamle olduğu değerlendiriliyor. El-Faşir’deki soykırımın ardından yükselen küresel tepkiyi yatıştırmak için başlatılan milyon dolarlık yardım kampanyaları ise özellikle mülteciler nezdinde karşılık bulmadı; sosyal medyada BAE yardımlarını reddeden Sudanlıların görüntüleri yayıldı.

Yemen ve Gazze dosyaları

Yemen’de BAE’nin, güneyin ayrılmasını savunan Güney Geçiş Konseyi’ne silah sevkiyatında Kızılay tesislerini kullandığı ve bu yolla koalisyonun resmî silah tedarik kurallarını ihlal ettiği belirlendi. Gazze’deki son savaş sırasında ise BAE yardım konvoyunda yer alan bazı kişilerin, Hamas ve altyapısı hakkında istihbarat topladığı iddiaları gündeme geldi.

Hesap verme çağrısı

Uzmanlar, BAE’nin “insani yardım”ı silahlaştıran bu yaklaşımının sadece söylemsel kınamayla geçiştirilemeyeceğini vurguluyor. Bağımsız ve kapsamlı soruşturmalar, uluslararası denetim ve hesap verebilirlik çağrıları artıyor. BAE’nin gelecekteki tüm insani yardım faaliyetlerinin sıkı biçimde izlenmesi gerektiği belirtiliyor.

Bir Cevap Yazın