İsrail yönetimi, Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkese rağmen Gazze’ye yabancı gazetecilerin girişini yasaklamaya devam ediyor
Savunma Bakanı Israel Katz, bu yasağın kaldırılmasına yanaşmazken, yaşanan ihlallerin sorumluluğunu Hamas’a yükledi; ancak bu açıklamalar, İsrail saldırılarında yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği gerçeğini gölgelemedi.
Knesset’te kendisine yöneltilen bir soru üzerine konuşan Katz, ateşkesin “kırılgan” olduğunu belirterek, ordunun her an karşılık verdiğini ve bu durumun gazeteciler için “tehlike oluşturduğunu” iddia etti.
Haaretz’in aktardığına göre Katz, İsrail ordusunun hükümete net bir şekilde “yabancı basının Gazze’ye alınmasına karşı olduğunu” bildirdiğini söyledi.
Gazze’ye yabancı gazetecilerin girişi, 7 Ekim 2023’te başlayan soykırımın ilk günlerinden bu yana tamamen engellenmiş durumda. Yabancı Basın Birliği ise bu yasağa karşı İsrail Yüksek Mahkemesi’ne iki kez başvurdu.
İlk girişim daha saldırıların başında reddedildi. İkinci başvuruda ise devlet, bir yılı aşkın süredir dokuz kez süre uzatımı aldı. Mahkeme son olarak hükümetin 30 günlük talebini geri çevirerek yalnızca iki haftalık ek süre verdi. Devletin ise savunmasını en geç pazar günü sunmasıyla ardından duruşmanın yapılması bekleniyor.
Yabancı basını yönlendirme çabası
İsrail basınına göre Tel Aviv yönetimi, gazetecilerin Gazze’ye girmesi ihtimaline karşı şimdiden bir “algı savaşı” hazırlığı içinde. Nitekim soykırım ordusu, yabancı basını askerler eşliğinde seçilmiş noktalara götürerek iki yıldır süren yıkımı meşrulaştırmayı planlıyor.
Ancak aylar süren hazırlıklara rağmen İsrail yetkilileri, uluslararası medyaya hitap etme konusunda hâlâ yetersiz olduklarını kabul ediyor.
Yetkililerin asıl korkusu ise gazetecilerin Gazze’deki gerçek tabloyu dünyaya taşıması. Farklı gazetelere konuşan İsrailli kaynaklar, yabancı basının girişiyle birlikte büyük bir insani felaket dalgasının haberleştirileceğini, bunun da savaş suçları ve soykırımın belgelendirmesi olayını hızlandıracağını belirtiyor.
Bilinçli şekilde uzak tutuluyor
Euro-Med İnsan Hakları İzleme Örgütü ise İsrail’in yabancı gazetecileri ve bağımsız soruşturmacıları Gazze’den bilinçli şekilde uzak tuttuğunu belirtti. Kuruma göre bu politika, soykırım ve savaş suçlarına dair kanıtların gizlenmesini amaçlıyor.
Açıklamada, İsrail’in sahadaki askeri faaliyetler ve idari kararlarla fiziksel delilleri sistematik biçimde ortadan kaldırdığı, gazetecilerin ve uluslararası komisyonların girişini engelleyerek hesap verebilirliği durdurmaya çalıştığı ifade edildi.
Örgüt, yabancı medyaya uygulanan yasağın, İsrail’in işlediği suçları “küresel gözlerden saklama” yönünde kurumsal bir stratejinin parçası olduğunu vurguladı.
En çok gazeteci öldüren ülke
Gazze Hükümeti Medya Ofisi’ne göre, Ekim 2023’ten bu yana 257 Filistinli gazeteci İsrail saldırılarında hayatını kaybetti. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in Aralık ayında yayımladığı rapor ise İsrail’in 2025 yılında dünyada en fazla gazeteci öldüren ülke olduğunu ortaya koydu.
Euro-Med ayrıca İsrail’in birçok kent, mülteci kampı ve yerleşim alanını tamamen haritadan sildiğini; uydu görüntüleri ve saha tanıklıklarının, mahallelerin dümdüz edildiğini, enkazların temizlenerek bilinmeyen yerlere taşındığını gösterdiğini aktardı. Bu sürecin, toplu katliam ve bombardıman izlerini yok etmeye yönelik olduğu ifade edildi.
Örgüt, gazetecilere erişimin her gecikmesinin İsrail’e delilleri yok etmek ve Gazze’de yaşanan yıkımın hikâyesini yeniden yazmak için zaman kazandırdığı uyarısında bulundu.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.