26 Şubat 1992 gecesi, Dağlık Karabağ’daki küçük bir kasaba olan Hocalı, tarihinin en karanlık sayfalarından birine sahne oldu. Birinci Dağlık Karabağ Savaşı sırasında Ermeni silahlı çetelerinin kasabaya yönelik saldırısında Azerbaycan’ın resmî verilerine göre 613 sivil katledildi. Ölenlerin 106’sı kadın, 63’ü çocuk, 70’i ise yaşlıydı. Yüzlerce kişi ağır yaralandı, bine yakın kişi esir alındı veya kayboldu.
Saldırı, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde otorite boşluğunun derinleştiği bir dönemde gerçekleşti. Bölgedeki stratejik önemi nedeniyle Hocalı, o tarihte Karabağ’daki tek havaalanına sahipti. Azerbaycan kaynakları, saldırıya Ermeni güçlerinin yanı sıra bölgede konuşlu eski Sovyet ordusuna bağlı 366. Motorize Alay mensuplarının da destek verdiğini ileri sürdü. Bu iddia, uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarında da tartışma konusu oldu.
Uluslararası insan hakları örgütü Human Rights Watch, olaydan sonra yayımladığı raporda, Hocalı’dan kaçmaya çalışan sivillerin hedef alındığını ve bunun savaş hukuku açısından ciddi ihlaller içerdiğini kayda geçirdi. Rus insan hakları örgütü Memorial de sivillerin öldürüldüğünü doğruladı; ancak tarafların karşılıklı suçlamaları ve çatışma koşullarının kaotik yapısı nedeniyle olayın tüm boyutlarının bağımsız şekilde aydınlatılamadığını vurguladı.
Saldırı sonrasında kasaba tamamen boşaltıldı. Hocalı’nın demografik yapısı köklü biçimde değişti; Azerbaycan nüfusu bölgeden silindi. Bu durum, çatışmanın etnik temelli yerinden etmelerle şekillendiğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak kayıtlara geçti. Hayatta kalan tanıkların ifadeleri, kaçış güzergâhlarında ateş altına alındıklarını ve dondurucu kış koşullarında ağır kayıplar verdiklerini ortaya koydu.
Azerbaycan, Hocalı’da yaşananları “soykırım” olarak nitelendiriyor ve çok sayıda ülke parlamentosunda bu yönde kararlar alındı. Ermenistan ise suçlamalardan kaçınmak için sivil koridoru açıldığını, ölü sayısının abartıldığını ve olayın savaş şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğini iddia ediyor.
Bugün geriye dönüp bakıldığında Hocalı, sivillerin korunamadığı, savaş hukukunun askıya alındığı ve etnik gerilimin kitlesel felakete dönüştüğü bir kırılma noktası olarak duruyor. 2020’deki İkinci Karabağ Savaşı sonrasında bölgedeki dengeler değişse de Hocalı’nın sembolik ağırlığı hem Azerbaycan toplumunun hafızasında tazeliğini koruyor.
Kaynak: Mira Haber
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.