05:19 Pazartesi / 26 Şubat 2024 | 16 Şaban 1445

İran ‘itibar kaygısı’ yüzünden mi agresifleşti?

İran’ın önce Irak’a ardından da Pakistan’a saldırmasının sebebi olarak, İran ve Hizbullah’ın İsrail-Hamas savaşı sebebiyle itibarlarını kaybetmesi gösterildi.

İran Devrim Muhafızları, Irak’ın Erbil kentine on balistik füze fırlattı.

Tahran, bölgedeki MOSSAD ajanlarının hedef alındığını açıkladı.

Gerçekleştirilen farklı bir saldırıda ise Suriye’nin Idlib kentindeki DEAŞ noktalarının imha edildiği duyuruldu.

Gelişmeler üzerine Pentagon’dan açıklama yapıldı. ABD’ye ait hiçbir sivil ya da askeri noktanın saldırılardan etkilenmediği belirtildi.

İran’ın sınır dışındaki operasyonlarının yankıları sürerken, bu kez hedefte Pakistan toprakları vardı.

Sınır bölgeleri balistik füzelerle ve insansız hava araçlarıyla vuruldu.

Pakistan’da bulunan Ceyşu’l Adl isimli örgütün hedef alındığı aktarıldı. Sünni Beluçların kurduğu örgüt İran içinde zaman zaman saldırılar düzenliyordu. Gerekçe olarak bu durum gösterildi.

Pakistan’dan yapılan açıklamada ise yalnızca çocukların öldürüldüğü duyuruldu.

Dışişleri Bakanlığı “Bu tür tek taraflı eylemler iyi komşuluk ilişkilerine uygun değil ve ikili güven ve itimadı ciddi şekilde zedeleyebilir” ifadelerini kullandı.

Dolayısıyla İran’ın, Irak ve Suriye’den sonra hedef aldığı Pakistan topraklarındaki operasyonları da yalanlanmış oldu.

Tahran’ın başlattığı operasyon dalgasının nedeni ise uzmanlarca yorumlandı.

AKSA TUFANI OPERASYONU HAMAS’I GÜÇLENDİRDİ, İRAN’I ZAYIFLATTI

Uzmanlar, 7 Ekim’de Hamas tarafından zorunlu olarak başlatılan Aksa Tufanı Operasyonu’nun zaman ilerledikçe İran’ın itibarını zedelemeye başladığına dikkat çekti.

İsrail, ağır bombardımandan sonra enkaz yığınları arasına kara birliklerini dahil etmiş; Büyük bir Filistin direnişiyle karşılaşmıştı.

Çatışmalar sürerken, İran animasyonlardan ve tehdit açıklamalarından öteye gitmedi.

Nitekim İran ile yakın ilişkilere sahip Hizbullah da doğrudan bir savaşa müdahil olmayacaklarını duyurdu.

Analistler, bu durumun İsrail’in yeni bir cephe açılamaması yönünden kuzeyde elini rahatlattığını savundu.

Bu sırada Suriye’de İsrail’in İran birliklerine yönelik saldırıları yoğunlaştı.

Aralarında İran Devrim Muhafızları Ordusunun önemli komutanlarından Razi Musevi’nin de bulunduğu birçok üst düzey yetkili öldürüldü. Bu durum, Tahran’ın dış politikadaki duruşunu zayıflattı.

KİRMAN SALDIRISI TAHRAN’I SARSTI

Kirman kentinde Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de ABD’nin Bağdat’taki saldırısında öldürülmesinin 4. yılı dolayısıyla anma töreni yapılıyordu.

Bu sırada kabristana giden yol üzerinde 10 dakika arayla iki patlama meydana geldi.

DEAŞ tarafından üstlenilen saldırıların ardından en az 84 kişi hayatını kaybetti. Yüzlerce kişi de yaralandı.

İran, saldırılardan İsrail ve ABD’nin sorumlu olduğunu iddia etti.

“İntikam bayrağını” ülkenin en meşhur ibadethanelerinde dalgalandırdı.

Ancak bu süreçte yine İsrail ve ABD’ye yönelik herhangi bir saldırı gerçekleşmedi.

Dolayısıyla İran halkında da iktidarın zayıfladığına dair izlenimler olabileceği yorumları yapıldı.

Analistler, Tahran yönetiminin saldırılara bir cevap verme zorunluluğu hissettiğini; buna bağlı olarak nispeten daha zayıf ve terörle mücadele halinde olan ülkelerin bu işe uygun olarak seçildiğini değerlendiriyor.

Nitekim İdlib’de DEAŞ’ın işgal altında tuttuğu bir toprak parçası bulunmuyor.

Bugüne kadar Irak ve Suriye’deki ABD üslerine gerçekleştirilen saldırılarda ise herhangi bir ABD askeri zarar görmedi.

Dolayısıyla İran’ın yeni hamlelerinin terörle mücadeleden ziyade uluslararası itibarını geri kazanmayı amaçladığı yorumları yapılıyor.

Bir Cevap Yazın

DİĞER GELİŞMELER