Soykırım ordusu, Filistinli bir tutukluya yönelik ağır işkence ve cinsel saldırıda bulunan askerlerin yeniden göreve çağrılmasına onay verdi
Bizzat Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir tarafından verilen bu kararın, özellikle tartışmalı “Birim 100” mensuplarını kapsadığı belirtildi. Söz konusu birlik, tutukluların gözetiminden sorumluydu.
2024 yılında Sde Teiman gözaltı merkezi içinde yaşanan olayda, beş askerin bir Filistinli tutukluya yönelik son derece ağır fiziksel ve cinsel istismar eylemlerine karıştığı raporlanmıştı. Ancak geçen ay bu askerler hakkındaki suçlamalar tamamen düşürüldü.
Olayla ilgili ordu içinde herhangi bir kapsamlı soruşturma ise, askerlerin Yahudi olması sebebiyle yürütülmedi.
Olayın görüntüleri, güvenlik kameralarına yansıyarak Ağustos 2024’te İsrail medyasına sızdırılmıştı. Görüntülerde bir grup asker, tecavüz sırasında kalkanlarıyla bariyer oluşturarak saldırıyı gizlemeye çalışmıştı.
Ayrı bir yere götürülen bu tutuklu, olayın ardından hastaneye kaldırıldı. Kaburgalarının kırıldığı, akciğerinin delindiği, bağırsaklarında yırtılma olduğu ve cinsel bölgede ağır yaralanmalar bulunduğu bildirildi. Şubat ayında beş asker hakkında “ağırlaştırılmış istismar” ve “ciddi bedensel zarar verme” suçlamaları yöneltilmişti.
İddianamede, yaklaşık 15 dakika boyunca tutuklunun tekmelendiği, ezildiği, vücudunun üzerine basıldığı, cop benzeri cisimlerle darp edildiği, yerde sürüklendiği ve elektroşok cihazıyla başı dahil olmak üzere farklı bölgelerine müdahale edildiği ifade edildi. Ayrıca askerlerden birinin, tutuklunun sırtına kesici bir aletle zarar vererek ciddi bir yırtılmaya yol açtığı da kaydedildi.
“Gördüklerime inanamıyorum”
Merkezde görev yapan doktorlardan Yoel Donchin, yaşananları gördüğünde inanmakta zorlandığını belirtti. Donchin, getirilen tutuklunun ağır şekilde yaralandığını ve özellikle arka bölgesinde ciddi bir kesik bulunduğunu ifade etti.
Aynı zamanda askerlerin tutuklulara zorla şarkı söylettiğini ve kötü muameleye maruz bırakıldıklarını bizzat gözlemlediğini aktardı.
Soruşturma kapsamında iki şüphelinin yalan makinesi testinde başarısız olduğu, özellikle tutukluya bir cisimle müdahale edilip edilmediği ve sorumlunun kim olduğu sorularında yanıltıcı cevaplar verdiklerinin değerlendirildiği belirtildi.
Mağdur Yahudi olsaydı nasıl olurdu?
Buna rağmen, Askeri Başsavcı Itai Ofir geçen ay davanın düşürülmesine karar verdi. Gerekçe olarak “adaletin korunması”, üst düzey askeri yetkililerin süreçteki tutumu ve olayın “istisnai koşulları” gösterildi. Ayrıca delil yapısındaki karmaşıklık ve mağdurun Gazze’ye geri gönderilmiş olmasının hukuki süreci zorlaştırdığı savunuldu.
Fakat biliniyor ki; eğer mağdurun yerinde bir Yahudi olsaydı aynı şekilde müsamaha gösterilmeyecekti.
Bebek katili İsrail ordusunun, Filistinlilere yönelik kötü muamele iddialarında askerleri hesap vermeye zorlamasının son derece nadir olduğu biliniyor. Özellikle Ekim 2023 sonrası dönemde, işkence ve cinsel şiddet dahil olmak üzere bu tür iddialarda ciddi bir artış yaşandığı rapor edildi.
Birleşmiş Milletler uzmanları geçtiğimiz ay yaptıkları açıklamada, işkencenin İsrail’de “devlet pratiği haline geldiği” uyarısında bulundu. Francesca Albanese, İsrail hapishane sisteminin “hesaplanmış bir zulüm laboratuvarına dönüştüğünü” ifade etti.
Aynı şekilde uluslararası soruşturmalarda, cinsel şiddetin giderek daha fazla bir “savaş yöntemi” olarak kullanıldığı; bunun Filistin toplumunu zayıflatma, kontrol altına alma ve baskılama amacı taşıdığı yönünde tespitler yer aldı.
Kurbanların raporları ne işe yarıyor?
Euro-Med Human Rights Monitor tarafından yayımlanan raporda ise Gazze’den getirilen tutuklulara yönelik cinsel işkencenin organize bir politika izlenimi verdiği belirtildi. Eski tutukluların ifadelerine dayanan raporda, çeşitli cinsel istismar biçimlerinin sistematik şekilde uygulandığı öne sürüldü.
Bu tanıklıklardan biri, Gazze’nin kuzeyinden 42 yaşındaki bir kadına ait. Kadın, Sde Teiman’da tutulduğu süre boyunca çıplak şekilde bir metal yüzeye bağlandığını ve yüzleri kapalı iki asker tarafından günler süren cinsel saldırıya maruz bırakıldığını anlattı. Gece boyunca zincirli, yaralı ve kanlar içinde bırakıldığını; ardından saldırının tekrarlandığını söyledi.
Kadın, yaşadıklarını “duvarlar arkasında başka bir yok oluş” olarak tanımlarken, süreç boyunca görüntülerinin kaydedildiğini ve sorgulama sırasında bu görüntülerle tehdit edildiğini ifade etti.
Uluslararası medya kuruluşları ve insan hakları örgütlerinin raporları, İsrail hapishane sisteminde Filistinli tutuklulara yönelik cinsel şiddet iddialarının yaygın ve sistematik olduğuna işaret ediyor. Ancak insanın düşünmeye bile dayanamayacağı her işkence, İsrail tarafından yapılınca “savaş karmaşası” arasında kayboluyor.
Kaynak: Mira Haber, MEE
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.