Birleşik Krallık yönetimi, King’s College London’da Filistin’e destek eylemlerine katıldığı için Mısırlı öğrenci Usama Ghanem’in öğrenci vizesini iptal etme kararını resmen yürürlüğe koydu.
Üniversite, Ghanem’i disiplin süreçleri gerekçesiyle askıya aldı ve daha sonra vize sponsorluk başvurusunu çekti. Bu karar, Ghanem’in hiçbir suçlamayla yargılanmamış olmasına rağmen, öğrencinin 27 Ocak’a kadar ülkeden ayrılmasını zorunlu kılıyor. Ghanem, protestolarda yalnızca barışçıl bir tutum sergilediğini, Filistin halkının Gazze’de maruz kaldığı bombalama, abluka ve soykırım politikalarına dikkati çekmek istediğini söyledi. BBC ve CNN’e verilen demeçte, ailesinin Mısır’da siyasi görüşleri nedeniyle daha önce hapsedildiğini ve şiddet gördüğünü anlattı; bu yüzden geri dönmesinin hayatını ciddi şekilde tehlikeye atacağını ifade etti.
Bu olay, akademik özgürlük, düşünce ve ifade özgürlüğü temel haklarının Batı’da sistematik olarak nasıl bastırıldığını gösteren yeni bir örnek teşkil ediyor. Ghanem’in vize iptali, üniversite yönetiminin protestolara katılımı “akademik olmayan ihlaller” ve “düzen bozma” olarak nitelendirmesiyle başladı; ardından üniversite, Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’na bildirimde bulunarak vizenin resmen iptal edilmesine yol açtı. Karar, yalnızca repressif bir kampüs uygulaması değil, aynı zamanda Birleşik Krallık devletinin Filistin’e destek gösterilerini kriminalize eden geniş çaplı politikalarının bir parçası olarak görülmeli.
King’s College içinden ve uluslararası kamuoyundan gelen tepkiler sert oldu. Üniversite yönetimi, resmi açıklamalarında “barışçıl protestolar için disiplin uygulanmadığını” iddia etse de, aktivistler ve akademisyenler bunun bir çifte standart olduğunu vurguladı. Greta Thunberg ve İngiltere eski milletvekili Jeremy Corbyn gibi isimler, üniversitenin “Zionist lobilerine teslim olduğunu” söyleyerek kararı kınadı.
Birleşik Krallık’taki baskı yalnızca bu vaka ile sınırlı değil. Ülke genelinde Filistin yanlısı gruplar yasa dışı ilan ediliyor, yüzlerce protestocu gözaltına alınıyor ve destek eylemleri ‘kamu düzenini bozma’ gerekçesiyle bastırılıyor. Bazı grupların Kraliyet Hava Kuvvetleri üslerine girişlerindeki olayların ardından devlet, örgütleri “terör destekçisi” kapsamında değerlendirdiğini açıklamıştı; bu da barışçıl gösterileri daha sert polis müdahaleleriyle karşı karşıya bırakıyor.
Bu kararın gölgesinde, Avrupa genelinde yüz binlerce kişi Filistin halkının maruz kaldığı şiddet, abluka ve etnik temizliğe karşı protestolar düzenliyor. İngiltere, İsveç, Hollanda ve Almanya’da binlerce kişi Filistin’e özgürlük talebiyle sokaklara çıktı; polis müdahaleleri ve gözaltılar yaşandı.
Ülkelerin Filistin’e destek gösterilerine yaklaşımı, Batı’nın “insan hakları” söylemi ile Filistin meselesindeki çifte standardı ortaya koyuyor. Bir yandan sivillerin Gazze’de bombalanması, çocukların açlık ve yıkım içinde ölmesi gibi insanlık dışı saldırılar uluslararası kamuoyunda protesto edilirken, diğer yandan bu protestoları yapan öğrenciler, destek verenler ve ifade özgürlüğünü kullananlar sistematik olarak cezalandırılıyor.
Mira Haber – Ortadoğu Bağımsız Muhabir Ajansı Tarafsız değiliz. Ancak Mirahaber'de sadece gerçekleri okursunuz.