image 2026 04 06 23 04 58

Ramazan’da kapatılan Mescid-i Aksa’ya Yahudi baskınına izin verildi!

Pazar günü onlarca işgalci Yahudi sözde Ağlama Duvarı’nda ayinlerini rahatlıkla yerine getirirken, Mescid-i Aksa bir aydan uzun süredir tamamen kapalı tutuluyor

Soykırımcı İsrail makamları, 28 Şubat’tan bu yana Müslüman Filistinlilerin Mescid-i Aksa’ya girişini bütünüyle yasakladı. Bu yasak, 1967’de başlayan işgalden bu yana görülmemiş ölçekte bir kapatma anlamına geliyor. Üstelik bu süreçte ne Ramazan ayı ne de Ramazan Bayramı için tek bir istisna bile tanınmadı.

En kutsal zaman dilimlerinde dahi ibadetin engellenmesi, artık “güvenlik” bahanesiyle açıklanamayacak kadar açık bir ihlal olmasına rağmen tepkiler kınamanın ötesine geçmedi.

Yalnızca Müslümanların değil, Hristiyanların da ibadethaneleri kapatılıyor. Nitekim en son Eski Şehir’deki Kutsal Kabir Kilisesi kapatıldı ve Paskalya ayinlerine katılım engellendi. Pazar günü yalnızca 15 din görevlisine kilise içinde ayin yapma izni verildi.

Buna karşılık aynı gün 50 Yahudinin Ağlama Duvarı’na gitmesine izin verildi ve Hamursuz Bayramı kapsamında düzenlenen törenler hiçbir engelle karşılaşmadan gerçekleştirildi.

Sığınaklarda bayram kutladılar

Ülkede başka noktalarda da tablo değişmedi, zira işgal altındaki toprakların merkezindeki Bnei Brak kentinde binlerce kişi kapalı bir salonda Hamursuz Bayramı etkinliğine katıldı. İran füzelerinin en yoğun hedef aldığı bölgelerden biri olmasına rağmen bu tür kalabalık organizasyonlara izin verilmesi, “güvenlik” gerekçesinin ne kadar seçici kullanıldığını açıkça ortaya koydu. Kudüs’teki Mamilla bölgesinde de onlarca kişi benzer kutlamalar için bir araya geldi.

Daha önce de Purim bayramında İsraillilerin kalabalık şekilde toplanmasına göz yumulurken, aynı dönemde Filistinlilere yönelik kısıtlamaların sert şekilde uygulandığı görüldü.

İsrail, İran’la savaşın başlamasından bu yana Kudüs’ün Eski Şehir bölgesini adeta kuşatma altına aldı. Bölge dışında yaşayanların girişine izin verilmezken Mescid-i Aksa tamamen kapalı tutulmaya devam ediyor.

Yetkililer bunu İran’dan gelebilecek füze tehdidine karşı bir “güvenlik önlemi” olarak savunsa da, bilindiği üzere Mescid-i Aksa’yı yıkmak için can atan tek ülke de İsrail.

Yahudilerin sayısı artırılıyor

Öte yandan İsrail Yüksek Mahkemesi, Ağlama Duvarı ve Mescid-i Aksa çevresinde toplanabilecek kişi sayısını 50’den 100’e çıkarma kararı aldı. Ancak bu artışın Filistinlilerin Mescid-i Aksa’ya girişine gerçekten izin verip vermeyeceği belirsizliğini koruyor.

Daha önce vakıf yetkililerine, caminin en az Nisan ortasına kadar kapalı kalacağı bildirilmişti. Halihazırda sadece sınırlı sayıda vakıf görevlisinin bakım amacıyla içeri girmesine izin verilirken bazı görevli personelin bile girişinin engellendiği bildiriliyor.

Soykırımcı İsrail polisi ve aşırı sağcı çevreler ise bu durumu daha ileri taşımaya hazırlanıyor. Faşist Siyonist Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir denetimindeki polis teşkilatı, Mescid-i Aksa’ya aynı anda 150 Yahudi ve Müslümanın girişine izin verilmesini öngören bir plan hazırladı.

Bu plan, geçmişte günde iki kez polis koruması altında gerçekleştirilen yerleşimci baskınlarının yeniden başlamasının önünü açacak.

Statüko kimin umurunda?

Bu girişimler, uluslararası statükonun açık ihlali anlamına geliyor. On yıllardır geçerli olan düzenlemelere göre Mescid-i Aksa tamamen İslami bir vakıf alanı olarak kabul ediliyor ve yönetimi Müslümanlara ait bulunuyor. Buna rağmen İsrail güçleri bu düzenlemeyi sistematik biçimde hiçe sayarak aşırı milliyetçi grupların baskınlarını kolaylaştırdı.

İbadet özgürlüğü söylemiyle dünyaya ders vermeye çalışan bir devletin, aynı anda en kutsal mekânları kapatıp seçici serbestlik uygulaması ise kendini İslam ülkesi olarak nitelendiren hiçbir devlet tarafından cevap almıyor. Yalnızca kınama ile sınırlı kalan bu tepkiler, kısa bir süre sonra unutularak ilişkiler yeniden devam ettiriliyor.

Kaynak: Mira Haber, MEE

Bir Cevap Yazın