GettyImages 51153766

“Almanya, İsrail’in Dimona nükleer projesini gizlice finanse etti!”

Haaretz: Batı Almanya, Dimona Nükleer Projesini Gizlice Finanse Etti

İsrail merkezli Haaretz tarafından aktarılan bir rapor, Batı Almanya’nın İsrail’in Necef çölündeki Dimona Nuclear Research Center nükleer tesisine yönelik projelerin önemli bir bölümünü gizli kanallar üzerinden finanse ettiğini ortaya çıkardı. Raporda, 1961–1973 yılları arasında yıllık yaklaşık 140–160 milyon Alman markının aktarıldığı ve toplam tutarın yaklaşık 2 milyar markı bulduğu iddiaları yer alıyor. Ayrıca 1989’da yapılan bir düzenleme ile kredinin fiilen hibe niteliğine dönüştüğü belirtiliyor.

Bu iddialar, Almanya-İsrail ilişkilerinin Soğuk Savaş dönemindeki karmaşık ekonomik ve diplomatik çerçevesi içinde değerlendiriliyor. Bilinen resmi tarihe göre Batı Almanya ile İsrail arasındaki en kritik finansal anlaşma, 1952’de imzalanan Tazminat (Reparasyon) Anlaşmasıdır. Bu anlaşma kapsamında Batı Almanya, 1950’li ve 1960’lı yıllarda İsrail’e yaklaşık 3 milyar mark ödeme yapmış, ayrıca Yahudi kuruluşlarına ek transferler gerçekleştirmiştir. Bu süreç, İsrail ekonomisinin altyapı yatırımlarında önemli rol oynamıştır.

Öte yandan Almanya’nın dış borçları ve kredi ilişkileri, 1953 tarihli London Debt Agreement ile yeniden yapılandırılmıştır. Bu anlaşma, savaş sonrası borçların önemli bir kısmını düzenlemiş ve Almanya’nın finansal istikrarını güçlendirmiştir. Ancak Dimona’ya ilişkin iddia edilen özel ve gizli finansman mekanizmaları, kamuya açık belgelerde ayrıntılı biçimde yer almıyor; bu nedenle konu, daha çok araştırma ve arşiv belgelerine dayalı incelemelerle netleşebilecek bir alan olarak değerlendiriliyor.

Raporda geçen “Aktion Geschäftsfreund” adı verilen gizli program iddiası, bazı tarihsel çalışmalarda Almanya’nın İsrail ile ekonomik-teknolojik işbirliğinin geniş kapsamına işaret eden bağlamlarda ele alınsa da, Dimona’nın nükleer kapasitesi ve finansman yapısına dair ayrıntılar uzun süredir uluslararası tartışma konusudur. İsrail, nükleer programına ilişkin resmi bir doğrulama ya da ayrıntılı açıklama yapmıyor; bu da Dimona’nın statüsünü küresel güvenlik tartışmalarında hassas bir başlık haline getiriyor.

Uzmanlar, eğer söz konusu finansman iddiaları doğrulanırsa bunun yalnızca iki ülke arasındaki tarihsel işbirliğini değil, aynı zamanda Avrupa’nın Soğuk Savaş döneminde Orta Doğu’daki stratejik dengelere dolaylı etkisini de yeniden değerlendirmeyi gerektireceğini belirtiyor. Ancak mevcut durumda, kamuya açık ve doğrulanmış resmi belgeler, Dimona’ya ilişkin özel gizli bir Alman devlet programını açık biçimde teyit eden kapsamlı bir çerçeve sunmuyor.

Konu, tarih, diplomasi ve nükleer politika kesişiminde yer alan hassas bir alan olmaya devam ediyor ve yeni arşiv belgeleri ortaya çıktıkça tartışmanın daha net bir zemine oturması bekleniyor.

Bir Cevap Yazın